EUZÜ BİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMAN-İR RAHİM
ALLAH'A SIĞINIRIM KOVULMUŞ ŞEYTANDAN, RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
Abdest İle İlgili Olarak
Küçüklüğümden beri, abdest alırken başın dörtte birinin mesh edilmesinin söz konusu olmasının bahsi vardı.. Ve şunuda yorumsuz söyleyim ki ayakların da yıkanması..
Bu bağlamda Kur'an-ı Kerim'de Maide Suresinde(5) sf 107'deki abdest alınması ile ilgili olan ayeti buraya almayı doğru görüyorum:

Maide Suresinin İlk Ayetlerinden sf.107

Evet buradaki ifadelerin abdestin farzlarını belirttiğini görebilmekteyiz. Ayetinde, herşeyinde En Doğrusunu Allah Bilir.
Yahya Yunus abdes alırken başının tümünü mesh ediyor.

Ve Herşeyin en Doğrusunu Allah Bilir

08.02.2010
SALAT-NAMAZ HAKKINDA :
Yahya Yunus, bu bölümde de Kaf Suresindeki(50) ayetten alıntı yapıyor:

Kaf Suresinden

AYETİN VE HERŞEYİN EN DOĞRUSUNU ALLAH BİLİR

Yahya Yunus, salatlarda / namazlarda , her edbarus-sucud'ta en azından “Subhan ALLAH” demeyi doğru görür ki kendisi daha fazlasını okumaktadır. Elbet "SUBHANE RABBİYEL AZİM" ve "SUBHANE RABBİYEL ALA" demek çok doğrudur.
Yahya Yunus, her secdede başka bir şey yapmadan bu şekilde davranır in Şa Allah.
Burada kritrik nokta ayette geçen “edbar” kelimesini ki “د ٻ ر " ve latin olarak “ d b r” kökünden gelmektedir, bir kimse bunu belki “secdelerin sonu” gibi algılamışta olabilir.
Yahya'nın uygulaması ise her ikisinde de aynı şeyi yaparaktır. Dolayısıyla, secdeden sonra aniden ayağa kalkıp Fatiha Suresini okumadan önce, bir miktar oturarak beklerken Rabbimiz Allah'ı tehzih ederek ki "SUBHANALLAH" diyerekte olmak üzere şeklindedir.
Bu hususun hadis rivayetleriile de çelişmediğini düşünerekte algılanabilmesi..
Ve halk arasında bilinen teşehhüdte de aşağıdaki formu ile doğru olarak görür:
“Ettahiyyatü liLLAHİ VeSSalavatü VeTayyibat. Es-Selamu alennebiyü* ve rahmetULLAHİ ve BerakatüHÜ, Es-Selamu ala ibadullahissalihin, Eşhedü en LA İLAHE İLLALLAH ve Eşhedü enne Muhammeden abdüHÜ ve resulüHÜ”
evet, yukarıdaki şekilde uygulanmasını doğru görür. Zira Peygamber efendimizin zahiren arkasında salatı kılmıyor olduğunuz için bu şekilde okunması doğrudur.
not: Yahya, "hadis" ile "hadis rivayetlerini birbirinden ayırır. Ancak, belirtien hususlar, peygamber efendimiz adına rivayet edilegelmiş "hadis rivayetleri ile de çelişmemekte olarakta algılanabilmektedir. Yoksa onun gerçekte vereceği bir hüküme, Yalnız Allah rızası için, Yahya'nın boynu kıldan incedir.
*nebinin üzerine es-selam manasında
12.02.2010
Bazı Salat-Namazlar Hakkında
Bazı durumlarda salat/namaz hakkında yanlış algılamalar söz konusu olabilir. Bu algılama birisini halk arasındaki tabiri ile "seferi olmuşsa" -ki burada algılama genellikle yolculuğa çıkmak yönindedir-, otomatik olarak ..... ; muhtelif düşüncelerdir. aslen, Nisa Sureindeki ayet(4), olası bu gibi yanlış algılamaların hiçbirine yol vermemektedir. İşte Hüküm:

Nisa Suresindeki Ayetlerden Sf.93-94

Bakara Suresindeki Ayetlerden sf 38.

Eğer ayet hayırlısıyla iyi tefekkür edilirse in Şa Allah, görülebilir ki EĞER "KORKU/(VEYA ZORLANMIŞ BİR ANLAMLA DİYELİM Kİ ENDİŞE) VARSA" şartı / koşulu olduğu taktirde, işte o zaman bir takım -ayette belirtilen- durumlardan bahsedilebilir. Ayetlerde daha ziyade iki duruma temayül dikkate gelebilmektedir. Nisa Suresindeki ayette Peygamber efendimiz (a.s.v.s.) 'ın beraberliğinde Salat/namaz kılış şekli; diğerinde ise daha ziyade müminlerin kendi başlarına kaldıkları esnada nasıl salatlarını kılabilecekleri hakkında bir duruma daha ziyade atıf var görünmektedir. İkincisi ise sadece seyahat gibi bir durum bu kısaltma durumu ile kesinlikle örtüşmemektedir. Ve kimseye ben çıktım ve bu sebeple namazımı kısaltıyorum. Şeklinde bir söz söyleyebilme yetkisi asla tanımaz. Ayetler son derece açık ve net görünmektedir. Durumlar belirtilen kriterlerle beraber şartlanmıştır. Eğer bu şartlar sağlanmıyorsa, hareket tarzı as-salat'a ayette belirtildiği gibi gereği gibi dönmektir ki "fe iza ütmeenentüm. fe ekimussalat"
12.02.2010 orj.11.02.2010
Salatların Sonunda

Allah'ın izniyle algılanabileceği ve anlaşılabileceği üzere Allah'ın da üzerimdeki büyük lütfu ile, salatların sonlarında şöyle denmesini :

“ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER LA ILAHE ILLALLAH HUVALLAHU EKBER ALLAHU EKBER VE LILLAH EL-HAMD”

daha doğruca ve Peygamber Efendimiz Muhammed (a.s.v.s.) ın salatına/namazına daha yakın bir salat olması hasebiyle..
27.02.2010